gülümsüyordu
Journal Entry: Tue May 6, 2008, 11:01 AM
dikkatsizce sallanırken ve yükselip alçalırken
saatlerce sırtın dönük durdun olduğun yerde
arada iki satır öksürük sesi, bazen belli belirsiz
dikkatsizce nefes alip verirken ve ciğerlerin zehirle dolup boşalırken
içindeki bağın kopmasıyla kıskançlık krizine kapılan fırtınanın dağıttığı saçlarının arasında bir enkaz
kaldı,
nasıl olduysa eşyalarını buldun ve ayrıldın oradan
uzaklaşıyor musun, yakınlaşıyor musun?
bazen belli belirsiz
bazen belli
bazen belirsiz
belirtisiz
delirtisiz
saatlerce sırtın dönük durdun kendine, sırtın sana döndü ve dedi
"bana sırtını dönme"
sadece gözlerin hareket etti ve dönmedin bile arkanı
kendi kendine sırtını dönmüşsün
durmuşsun
uzaklaşmıyorsun yakınlaşmıyorsun
müzik bitti kadın öldü
çok eski bir bilmece
ama o kadar da duraksız çözebilmeye çalıştığım
her durakta bekleyenlerin gözlerinde arardım cevabı,
"müzik bitti kadın öldü"
sonra buldum ama kendim için buldum
müzik bitse, herkes ölür
o yüzden tekrar başladı orkestra, ne fırtınanın kopmasına benzerdi bu, ne de uzaklaşırken yakınlaşmana
ve tekrar başladı orkestra, tra la-la la..
dikkatlice salınırken sesler ve yükselip alçalırken
saatlerce kulaklara dönük ilerledi müzik olduğu yerde
arada iki satır insan sesi, özünde enstrüman taklidi
dikkatlice nefes alip dikkatlice nefes verirken ve ciğerlerine dolan havayı sesiyle boşaltırken
içlerindeki ağın bağlanmasıyla dünyadaki her işitene, kıskançlık krizine kapılan gök gürültüsünün dağıtamadığı o
ihtişamlı sesler arasında bir hazine
kaldı,
nasıl olduysa onu bile umursamayip öfkeni buldun ve ayrıldın oradan
can mı çekişiyorsun, ölüyor musun?
belli belirsiz
kendini tekrar ederken bile tutarlı davranmaya çalışan bu deneysel dünyanın içinde
içinde dolandığın koridorlarda bırakıyorsun geçmişini
kendi içinde kendini tekrar ederken dünyadan bağımsız
tutarsız koridorlara bırakıyorsun zamanını
anlamaya çalışırken varlığına inandıklarını
dinlerken beklediklerinin yaklaşmasının sesini
vermeye çalıştığın mesajların etkisini
sorduğun soruların, zihinden çıktıktan sonra hangi yöne ilerleyip nereye saplandığını
merak ederken hepsini
durdu zaman birden ikiye
üçten dörde kadar yavaşlattı kendini
beşten altıya yarı yarıyaydı
altıdan yediye kadar bir şey yapmadı
yediden sekizi es geçti dokuza atladı
dokuzdan kovuldu onda huzur buldu
onbirden sonra ne olacağını biliyordu
onikide..
vurulmuşa döndü, ama ruhundan
kendi elleriyle çekti ipini kukla
oynattı ayaklarını, bacaklarını sonunda
kafiyeli sesler duymaya ihtiyaç duyuyordu
ama ihtiyaç duyacak kadar hissetmiyordu kulaklarını
ihtiyaçları da onu duymuyordu zaten, iplemiyordu..
son bir yudum daha aldı boş kadehinden
labirentte ileriye doğru bakmaktan sıkılmıştı ki gökyüzünü gördü
gri foton yağmuru yağıyordu yerçekiminden bağımsız
akıyordu yansımalar yönsüz
kalitesini sorguluyordu kıvrımların
baş kaldıracak kadar da sıkılmıştı halinden ama ileriye doğru bakmaktan sıkıldığı için kaldırdı başını
ve gökyüzünü gördü
siyah-beyaz hayatlar yaşıyordu gökyüzünden bağımsız
akıyordu zaman istisnasız
müzik bitti kadın öldü
çok saçma bir bilmece
duraksız aklımdan silmeye çalıştığım
her durakta bekleyenlerin gözlerine satmaya çalıştım
"müzik bitti kadın öldü"
insanların deneyselliğini yok etmeye çalıştığı bu dünyanın içinde
dışından bakıldığında görülenle
içinden bakıldığında görülen arasındaki farktan bağımsız
tutarsız görüşlere bırakıyorsun zihnini
bağlıyorsun sessizliğe kendini
sırtını dönmüş benliğine sırtını dönmüş duruyorsun
ama merak da ediyorsun
anlatmaya çalışanların sonsuz çabalarını
yaklaşan sesleri dinlerken merak ediyorsun
verilmeye çalışılan mesajı anlayamadığın için, merak ediyorsun anlaşılmazlığın nasıl bu mesajların içine gizlenebildiğini
sorulan soruların, cevaplarını, yayından çıktıktan sonra ilerleyip beyninin neresine saplandığını
merak ederken hepsini
toprakta büyüdü zaman birden ikiye
üçten dörde rüzgar
dörtten beşe ateş
beşten altıya su
altıdan yediye dondu
yediden sekize eridi
sekizden dokuza sel oldu
dokuzdan aktı onda huzur buldu
o ise huzursuzdu..
bir türlü büyümüyordu
arka bahçesine ektiği tohumlar, uykusuz kalıyordu her gece
sırf gece olsa yine iyi, günlerce gecelerce uykusuzdu
uyku tohumlarından kabuslar çıkıyordu, karanlıklar açıyordu tam mevsiminde
rüzgarın sesine eşlik ederken bir süre sonra her şeyin bozulduğunu farkediyordu
suyun sesine eşlik ederken bir süre sonra her şeyin bozulduğunu farkediyordu
ateşin sesine eşlik ederken bir süre sonra her şeyin bozulduğunu farkediyordu
toprağın sesine eşlik edemiyordu
arka bahçesindeki tohumların bir süre sonra bozulduğunu farkediyordu
bozuluyordu farkındalıkları
her geçen gün artıyordu aralıkların mesafesi
her geçen gün artıyordu ayrılıkların esamesi
edebiyat yapıyorlardı bir kenarda, sonuçların sebepleri üzerine
oysa ki ne kadar güzeldi felsefe, unutmuştuk düşünmeye düşünmeye
olaylar mı olgular mı diye tartışırken uyutmuştuk beynin sağ yarım küresini
kuzey yarım kürenin sağı solu belli olmayan bir memleketinde
ağaca hasret
boynundaki darlık hissiyatı
ayakları yerden kesilmişti;
ama gülümsüyordu..
- Mood:
Defeated - Listening to: gybe - l.v.s.f.c.a.t.h
Devious Comments
--
۞ prying open my third ear ۞
--
We speak image
--
۞ prying open my third ear ۞
--
dur.
--
۞ prying open my third ear ۞
--
dur.
--
۞ prying open my third ear ۞
--
and true love waits in haunted attics and true love wins on lollipops and crisps...
--
۞ prying open my third ear ۞
--
everybody is someone else's freak, every cure is someone else's disease...
--
۞ prying open my third ear ۞
--
۞ prying open my third ear ۞
--
uyumsuzlukla
simetrik
bir
ihanet
.
--
۞ prying open my third ear ۞
o fotoraf serinin en begenmedigim fotorafiydi aslinda, o yuzden burada yer almadi.
diger fotoraflari begenmene sevindim
--
۞ prying open my third ear ۞
(git:20150)
fav için teşekkürler bu arada...
--
۞ prying open my third ear ۞
--
svtr.
aslinda sozlukte nicki oylesine alanlardanim ben de, sonradan pek ho$la$madigimdan diger ortamlarda hic kullanmiyorum..
tanidik olmasi ayri bir sevindirici (= te$ekur ederim cok
--
۞ prying open my third ear ۞
--
all in all is all we are.
Previous Page12345... Next Page